Ana içeriğe atla

Kayıtlar

SOSYAL MEDYANIN GÜCÜ

New York Times yazarı Thomas L. Friedmann The World is Flat kitabında küreselleşmenin siyaset, ekonomi ve teknoloji açısından aşama aşama anlatırken kitabına çok güzel bir isim vermiş aslında: Dünya Düzdür. Dünya’nın coğrafi olarak kutuplardan basık, ekvatordan şişkince ve küre şeklinde olduğunu biliyoruz fakat teknolojide, haberleşmede, pazarlamada Dünya internetin ve haberleşme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla (2G,3G,4G) düz bir hale geldi. Artık saat farkı bile olmaksızın istediğimiz kişiyle görüşebiliyoruz, istediğimiz ürünün lansmanını istediğimiz ülkeye internet yoluyla yapıyoruz, üstüne üstük başka ülkelerdeki taşeron firmalara kendi işimin bir kolunu yaptırabiliyoruz. İnternetin yaygınlaşması hayatımıza yepyeni bir olguyu getirdi: Sosyal Medya. İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar saatlerce bilgisayarlarının başından kalkmıyor üstüne üstük teknolojinin gelişimiyle çıkan tablet bilgisayarlar ve smart phonelarla birlikte internetin taşınabilir halinden de yararl...

3G TEKNOLOJİSİ HAYATIMIZA NASIL GİRDİ VE 4G NE ZAMAN GİRECEK? APPLE’IN BAŞARISININ SIRRI NEDİR?

3G Teknolojisi hayatımızın neredeyse tümünü kaplamış durumda. Evde, işte, okulda, izlediğimiz televizyonda bile bazı canlı yayın bağlantıları 3G ile yapılıyor. Bilim adamlarına ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden insanların öngörülerine göre yakında 3G teknolojisi ve onun ilerleyen versiyonları ile evimizin banyosundaki aynadan bile günlük hava durumunu, yol durumunu, arkadaşlarımızın sosyal medyadaki girdilerini görebileceğiz. Şuanda 3G teknolojisi bu yapıyı destekler durumda ve bu yapı hayatımıza girebilir fakat kapitalizmin bu teknolojiden önceki teknolojilerden kazanç sağlaması gerekiyor. Peki 3G nedir ve biz bu teknolojiye nasıl geçtik? İlk mobil telefon uygulaması 2. Dunya Savaşı’ndan itibaren ABD’de hayatımıza girdi. Onu hayatımıza sokabilmemiz uzun bir zaman aldi. Çok basite indirgedigimiz şeyler global haberleşmenin çesitli formlara sokulması için bir çok aşamalardan geçti. İlk mobil telefon uygulamasının başladığı yıllarda onu hayatımıza sokmamız uzun zaman alırke...

TARAFTAR, POLİS VE ÖĞRENCİ

Önceki akşam Beşiktaş - Bursaspor maçında olanlar sporun artık sanıldığından daha büyük bir güç olduğunu ortaya koydu. Önceki yazılarımda 'holiganizm'den bahsetmiştim. İletişim öyle bir şey ki "senin ne söylediğin önemli değil; karşı tarafın ne anladığı önemli". İşte medya tam da bunu yapıyor. Bunun en büyük nedeni medya taraftarı çok iyi tanıyor. Kanıtlanmış verilere göre insanlar duygularıyla karar verirler. Beynin rasyonel tarafı ancak olgulara, olaylara bir tanım koyabilir. Taraftarın duygularıyla hareket edeceğinden emin olan medya yarattığı canavarı yine o canavara gazete sayfalarından, televizyon haberlerinden, sosyal medyadan yine ona gösteriyor. Spor artık öyle bir güç ki polis bile onu durduramıyor. Bir tarafta Beşiktaş- Bursaspor maçından 2 gün önce aynı yerde sesini duyurmak için anayasal hakkını kullanarak eylem yapan öğrenciler diğer tarafta ise hiç bir hakkı olmadan karşı takımın taraftarına saldıran holigan taraftarlar. Öğrenci anayasal hakkını kullana...

BU ALEMDE ÇARŞI BEŞİKTAŞ' A KARŞI

Medya bir canavar yarattı. Onun adı TARAFTAR. "Sevinmek için sevmedik biz seni, sen yenilmişsin umurumda değil ki." Bu Beşiktaşlı tarafların sözüdür. Bu söze gönülden inanırlar(dı) ve yenilgi sonrasında suratları düştüğünde kendilerini böyle avuturlar(dı). BU ARTIK EN BUYUK YALAN HALINE GELDI. Beşiktaş - Konyaspor maçında Holosko başta olmak üzere bütün futbolcuları yuhalandı. Şimdi yazarlar çıkmış şundan söz ediyor: Futbolcuları protesto eden BJK taraftarı haklı mı? Taraftar ne ile coşar? Galibiyetle. Taraftar neye sinirlenir? Yenilgiye. O zaman taraftar ne için maça gider? Eğlenmeye. Eğlenemeyen taraftar ne yapar? Agresifleşir. Taraftar haklı. Spor zeki, çevik, ahlaklı değil. Spor'da "adil" olma gibi bir kavram da yok. Spor öyle bir hal aldı ki iddaa olmasa spor bitecek duruma geldi. Taraftar para veriyor bilet alıyor, para veriyor iddaa oynuyor, para veriyor forma alıyor sonra maçta futbolcular iyi oynamadığı için "yuhaladılar" diye suçlu muamelesi ...

FUTBOL? ZEKİ, ÇEVİK, AHLAKLI?

Neden Beşiktaş'lısın, Fenerbahçe'lisin, Galatasaray'lısın, Trabzonspor'lusun (...) ? - Renklerine gönül verdim. - ........ olunmaz doğulur. - Kanımı akıtsam ..... - ..... akar benim. Diye düşünüyorsan yanılıyorsun. 1990'lı yıllardan sonra The World is Flat (Dünya Düzdür) kavramı artık Türkiye içinde geçerli oldu. Bir oda büyüklüğündeki bilgisayarların pc ye dönüşmesinden ve internetin TR de yangınlaşmaya başlamasından sonra Dünya'nın öbür ucundaki bir haberi saniyelik farklarla öğrenebilmeye, aradığımız her türlü bilgiye sadece bir kaç tık ile ulaşabilmeye başladık. Bu küreselleşmeden spor da, sporcu da, taraftar da payını aldı. Mesela spora bahisin girmesiyle beraber bu işten çok büyük paralar dönmeye başladı. Rıdvan Dilmen'in iddaa bayisi olması, Şansal Büyüka'nın internette bahis sitesine sahip olması tesadüfi değildir. Medya'nın bu büyük pastadan nasıl yararlandığını bu küçük örnekten görebiliriz. Eskiden spor zeki, çevik ve ahlaklıydı.Şimdi ise ...

VASATA RAZI BİR TAKIM BERABERLİĞİ ZAFER SANARMIŞ

Dünya derbiler sıralamasında her zaman yerini koruyan Galatasaray - Fenerbahçe maçı haftalar öncesinden taraftar tarafından beklenmekteydi. Galatasaray lig başladığından beri pek de parlak değildi. Sekiz maçın yalnızca 4'ünü alabildi. Fenerbahçe'li çoğu taraftar ise hem sarı kırmızılı takımın önceki maçlarda performansının düşük olmasından hem de maçın kendi stadlarında oynanmasından dolayı Galasaray'ı Şükrü Saraçoğlu'na gömeceklerini düşünüyordu. Medya'da gördüğümüz analizler de böyleydi. En iyi sonucun beraberlik olduğunu düşünenlerde yok değildi. Gala - Süt Galata - Süt dağıtılan yer. Aristokratların takımı Galatasaray Şükrü Saraçoğlu'nda ne süt verdi ne de süt içti. Kuşkusuz burjuva Fenerbahçe'den daha iyi oynadı, kuşkusuz bir düzelme vardı. Hagi orta sahayı sağlam ve kalabalık tutup Fenerbahçe'ye gol attırmadı ama kendisi de atamadı. 90 dakika boyunca topun peşinden koşan 22 futbolcuyu izleyen taraftar da avcunu yaladı. Hem de hiç hak etmediği halde...

DÜŞMANINI İYİ TANIYAN...

17 Ekim akşamı oynanan Galatasaray - Ankaragücü maçı'nda Galatasaray'lı taraftarın tribünde başlayan öfkesi sokakta da devam etti. Taraftarlar hıncından renklerine gönül verdiği takımın oyuncularını taşıyan otobüsü bile tekmeledi. Sahada oynanan oyun (mesaj) taraftarda böyle bir geri dönüşüme sebep oldu. Beşiktaş'lı taraftarlar yenildiklerinde kendilerini şöyle avutur: Sevinmek için sevmedik biz seni, sen yenilmişsin umurumda değil ki. Bu işin ironisidir aslında. Dün oynanan Galatasaray - Ankaragücü maçında Galatasaray'ın aldığı yenildiği sonucunda taraftarların davranışlarına bakarsak "Spor'da önemli olan şeyin eğlence" olduğunu görüyoruz. Serbest zaman eğlencesi olan sporun bir kolunu oluşturan futbolu izlemeye gelen yüzlerce taraftar, zafer kazanarak eğlenmek ister. Tuttuğu takımın yediği her bir golde eğlence beklentisi öfkeye dönüşür. Nitekim de dün akşam böyle oldu. Gelelim Galatasaray'a: Geçen sezonun ortalarından beri tanıdığım her üç Galatasar...