Ana içeriğe atla

Kayıtlar

fotoğraf etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İSTANBUL'UN PANORAMİK HAFIZASI: JAMES ROBERTSON

Z aman, işledikçe mekânları törpüleyen, onlardan bir şeyler alan, tabiri caizse düşmanlık eden bir kavram. Özellikle kent kültüründe zamanla yaşanan değişimler, geçmiş ile kurduğumuz pek çok anlamlı ilişkiyi önce zayıflatıp, ardından törpülüyor. Sanat, zamanın bu yıpratıcılığını durdurabilen yegâne unsur. Bir tabloda, film ya da fotoğraf karesinde sonsuza kadar sabitlenip kalabiliyor geçmişin güzellikleri. Bunlardan biri de şüphesiz ‘İstanbullu’ olarak anılan James Robertson. Ölümünün üzerinden 150 yıla yakın bir zaman geçtiği halde, Robertson’un çektiği İstanbul kareleri hâlâ çok değerli ve büyüleyici. İlginç bir yaşam öyküsü olan Robertson, aslında fotoğrafçılığı meslekten ziyade ‘hobi’ olarak yapmış bir ‘zanaatkâr’…konu, fon ve kimi zaman kahraman olarak tercih edilen İstanbul olunca, geçmişin güzellikleri daha da değerli oluyor. Bu nedenle İstanbul’u fotoğraflamak tarih boyunca hep önemli olmuş ve İstanbul, tüm sanatçılar gibi fotoğrafçıların da hayallerini süsleyen rüya şehir...

YOUSUF KARSH'IN ARŞİVLİK PORTRELERİ

“BİR FOTOĞRAFÇI OLARAK HER KADIN VE ERKEĞİN SAKLANMIŞ SIRRINI ORTAYA ÇIKARABİLMEK BENİM VAZİFEM." DİYEN YOUSUF KARSH'IN AMERİKAN PORTLERİ ADLI SERGİSİ 2 MAYIS'TA NATIONAL PORTRAIT GALERİ'DE AÇILDI. HABER: TÜLAY ESEN Ermeni asıllı Kanadalı fotoğrafçı Yousuf Karsh, 1926 yılından 2002 yılına ölümüne kadar süren fotoğrafçılık kariyeri boyunca eserlerini adeta sanatta tesadüflere yer yoktur ilkesiyle ortaya koymuş. Karsh’ın fotoğraf merakı 18 yaşında amcasının kendisine aldığı fotoğraf makinesi ile başlamış. İlerleyen yıllarda Boston’da amcasının arkadaşı John H. Garo’nun yanında usta-çırak ilişkisi içerisinde aldığı eğitim onu üç yıl sonra Ottowa’da kendi stüdyosunu açabilecek profesyonellik düzeyine ulaştırmış. Stüdyosunu açtığı ilk yıllarda Kanada Küçük Tiyatro’daki fotoğraf çalışmaları Karsh’ın kariyerinde iki farklı deneyimi yaşamasına vesile olmuş. O güne kadar biraz da oluşturduğu kompozisyonlar gereğince gün ışığında çalışan Karsh, ilk defa bir tiyatro ...