Ana içeriğe atla

Kayıtlar

USTALARIN GÖZDESİ: METE HOROZOĞLU

Hepimiz onu Nefes filminde ‘ uyursan ölürsün’ repliği ile ölümsüzleşen komutan karakteri ile tanıdık. Ardından, Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde oynadığı Soner karakteriyle bizden biriymiş gibi benimsedik. Mete Horozoğlu’nun oyunculuktaki başarısı sadece oynadığı rollerin keskin hatlara sahip olmasından kaynaklanmıyor. Oyuncu, aşağıdaki söyleşide detaylarını okuyacağınız gibi, oynadığı karakterleri içten dışa doğru bir yönelimle analiz ediyor, karakterin kriz anında nasıl davranabileceğini yorumluyor, üstüne giydiği karakteri gittiği her yere götürerek yol ayrımında nasıl kararlar verebileceğini düşünüyor ve objektif karşısına adeta, o karakter geçecekmiş gibi onu kendisine mal ediyor. Kayıp dizisinin ekranlara veda etmesiyle usta isimlerden gelen başrol tekliflerini değerlendiren başarılı oyuncuya hem başarısının sırrını hem de Türk dizi ve sinema sektörünü sorduk. RÖPORTAJ: TÜLAY ESEN "TAXİ DRIVER FİLMİNDE, DE NIRO'NUN, ÖYLE BİR TAKSİCİ ÖYLE BİR DÜNYAD...

DIGITAL ACTIVISM AND ARAB SPRING

The new media has changed the systems of communication of people, companies and groups. It also has changed the forms of communication of activist groups. This has caused the two notions called “digital activism” and “citizen journalism” to turn out. Internet which has integrated itself to our social and economical life and created a bound between the world and us also represents an area in activist movements. With the help of Internet, people are able to gather into groups according to their views and react together. The birth of digital activism befits the birth of Internet. The information and communication Technologies and the Networks that are created with these tools are used for different activists purposes are spreading over a wider area. Digital activism is diversified with web 2.0 which is the second- generation Internet services and which brings the user experience out. For example, wikipedia, youtube, facebook are those kinds of sites. Social Networks have succeed i...

GRASSROOTS ÇOCUKLARIYLA MUTLU BİR AN :)

Geçtiğimiz yaz mezuniyet törenime çok yakın bir tarihte önüme macera dolu bir reklam filminde yapım asistanlığı fırsatı çıktı. TFF ve Ülker'in ortak çalışması olan Grassroots Futbol Köyleri'nde alt yapıdan yetişmeye başlayıp futbola gönül vermiş çocukların 10 günlük kamp boyunca neler yaşadıklarını, neler yaptıklarını ve neler hissettiklerini yansıtan bir reklam filmi çekilecekti. Ekip süperdi. Deplase Keyifler'le taraftarı Lig TV ekranına bağlayan Rio Film ekibiyle birlikte olacaktım. Bir yandan çok sevdiğim okulumdan ayrılırken atacağım kep, öte yandan böylesine güzel bir reklam filminin içinde olabilme şansı, beni hayatımın zor kararlarından birini vermek zorunda bıraktırdı. Bir günün sonunda, hayatımın en gururlu günlerinden birinde olmak yerine idealist ruhumla reklam filminde çalışmayı tercih ettim. Reklam filmi öncesinde bana düşen çalışmalar, organizasyon, bütçe derken 30 Haziran öğleden sonra reklam filmi için Nevşehir'e indik. Buradan sonra Kartepe...

MEDYA KURUMLARININ YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ

Bize medya 3.0’ı veren aynı teknoloji, gazetecilik kurumu olarak bildiğimiz 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan gazeteciliğin güçlü kurumsal üreticiler birliği maddi yönden felaketin eşiğinde. Özellikle son on yılda, gerçeklik habercilikle karşı karşıya kaldı. Yayınlar ve habercilik eskisi gibi değiller, içi boş kabuğa dönmüşler. Peki, ne oldu? Kolay cevap, reklamcılığın ortadan kalktığı olacaktır. Bunun tohumları yıllar önce, gazete ve yerel televizyon istasyonlarının para basmak için yetkili olmalarıyla ekilmişti zaten. Bunun sebebi ise, basım ve yayın lisanslarının maliyeti, diğer şeylerin yanı sıra potansiyel rakiplerin bu pazarlara girme isteğiyle beraber, aşılacak engellerin ve ödeneklerin çok yüksek olmasıydı. Günlük gazete işinde ise rekabet giderek azalıyordu, son yüzyılın sonlarına doğru birden fazla gazete satın alan topluluklar artık nadir görülüyordu. Yani gazeteler tekel, yerel televizyon istasyonları ise oligopol olmuştu.  Az sayıda şirketin ülkeleri...

SOCIAL IMPACT OF TECHNOLOGY

    Bir ülkenin nasıl olduğunu anlamak istiyorsak yapmamız gereken iki şey vardır. Birincisi o ülkenin üretimine ikincisi ise o ülkenin teknolojiyi nasıl kullandığını bakmaktır. Çünkü toplumların yansıması hayat tarzlarının aynasıdır. Örneğin bizim ülkemizde Youtube ve Blogspot neredeyse hiç derine girmeden sunulan nedenlerden dolayı kapatıldı ve böylece insanların bilgiye ulaşması bir koldan engellenmiş oldu. Emperyalist güçlerin çıkar çatışması nedeni ile  I. ve II. Dünya savaşları yaşandı. Savaşın çıkmasıyla birlikte iletişimin de gücü arttı. Bu nedenle I. Dünya savaşında telgraf  II. Dünya Savaş’ında telsiz ve II. Dünya savaşının sonunda ise bilgisayar icad edildi. Bunun yanında ilk mobil telefon uygulaması da aynı yıllarda ABD’de de hayatımıza girdi. Buna bağlı olarak hayat tarzlarının hem teknolojinin gelişmesine hem de toplumu değiştirmesinde ve dönüştürmesinde etkili olduğunu söyleyebiliriz. Hayat tarzlarının teknolojiyi geliştirmesine bir ör...

YENİ MEDYA VE YURTTAŞ GAZETECİLİĞİ

Gazeteciliğin derin bir bunalım geçirmekte olduğunu epey bir zamandır duyuyoruz. Üstelik bu kez feryatlar yalnızca bizden değil, dünyanın pek çok yerinden yükseliyor. Amerika’dan, Avrupa’dan benzer sesler duyuyoruz. Alametler çoktan belirdi: Gazeteler kapanıyor, birleşiyor, el değiştiriyor, iflas ediyor. Tirajlar düşüyor, boyutlar küçülüyor, içerikler değişiyor, yepyeni pazarlama yöntemleri deneniyor ama kötüye gidiş bir türlü durdurulamıyor. Belli ki ülkeden ülkeye hastalığın ulaştığı evrelerde farklılıklar olsa da, evrensel bir sendromdan söz ediyoruz. En azından kağıt üzerine düşülmüş mürekkep lekeleri şeklinde üretilen ve fiziksel olarak dağıtılan gazetenin can çekişmekte olduğu kanısı yaygın. Gazetelerin öldüğü, daha doğrusu özgür ve bağımsız gazetelerin yurttaşları sürekli biçimde bilgilendirmediği bir dünyada, “bilgiye donanmış yurttaşlar”ın varlığını şart koşan demokratik sistem ayakta kalabilir mi? İzlediğimiz ve okuduğumuz haberdeki tek düzelik, halkın savunucusu ...

SOSYAL MEDYANIN GÜCÜ

New York Times yazarı Thomas L. Friedmann The World is Flat kitabında küreselleşmenin siyaset, ekonomi ve teknoloji açısından aşama aşama anlatırken kitabına çok güzel bir isim vermiş aslında: Dünya Düzdür. Dünya’nın coğrafi olarak kutuplardan basık, ekvatordan şişkince ve küre şeklinde olduğunu biliyoruz fakat teknolojide, haberleşmede, pazarlamada Dünya internetin ve haberleşme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla (2G,3G,4G) düz bir hale geldi. Artık saat farkı bile olmaksızın istediğimiz kişiyle görüşebiliyoruz, istediğimiz ürünün lansmanını istediğimiz ülkeye internet yoluyla yapıyoruz, üstüne üstük başka ülkelerdeki taşeron firmalara kendi işimin bir kolunu yaptırabiliyoruz. İnternetin yaygınlaşması hayatımıza yepyeni bir olguyu getirdi: Sosyal Medya. İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar saatlerce bilgisayarlarının başından kalkmıyor üstüne üstük teknolojinin gelişimiyle çıkan tablet bilgisayarlar ve smart phonelarla birlikte internetin taşınabilir halinden de yararl...